>Bu şarkıları bir de ondan dinleyin...

Levent Yüksel'den 'Kadın Şarkıları'

Levent Yüksel Nisan ayında çıkacak son albümü "Kadın Şarkıları"nda bugüne kadar Sezen Aksu, Şebnem Ferah, Esmeray, Ajda Pekkan, Nilüfer gibi kadın şarkıcılarla özdeşleşmiş şarkıları yorumluyor. Türkiye'nin önde gelen kadın şarkıcılarının en güzel eserlerini seslendiren Levent Yüksel'le yeni albümün çıkış hikâyesini, yeni grubu Sıfır KM'yi ve elbette 'İstanbul'un Gerdanı'nı konuştuk.

 

Levent Yüksel yeni albümü Kadın Şarkıları'nda; Sezen Aksu'dan Beni Unutma'yı, Zuhal Olcay'dan Yalnızlığım'ı, Özlem Tekin'den Yazmamışlar'ı, Şebnem Ferah'tan Deli Kızım Uyan'ı, Ajda Pekkan'dan Ya Sonra'yı, Aşkın Nur Yengi'den Ayrılmam'ı, Esmeray'dan Unutama Beni'yi, Sertab Erener'den Dargın Değilim'i, Ayla Dikmen'den Aşk Defteri'ni, Nükhet Duru'dan Beni Benimle Bırak'ı, Nilüfer'den Haram Geceler'i, Asya'dan Yoksun Sen'i seslendiriyor... Yüksel albümü için 'Albümde yer verdiğim şarkıların neredeyse hepsini insanların meşhur oldukları şarkılardan seçmişim, öyle denk gelmiş. Sırf bu baskıdan dolayı uzun süre giremedim stüdyoya. Açıkçası bu albüm ya çok satacak ya da hiç satmayacak. Bir şekilde ya satın alınır ya alınmaz bir albüm oldu.' diyor.

> Albümünüzde söylediğiniz şarkılarla insanı aşkın, ayrılık, hüzün, güven ve umut gibi birçok duraklarında gezdiriyorsunuz. Söylediğim şarkılarda ayrılmış insanların çektiği sıkıntılar var. O şarkıların içinde aşk var. Aşkın içinde ayrılık, ayrılığın içinde hüzün. Şarkıları seçerken, sözlere çok önem verdim. Söylerken o şarkıları hissettim, bazılarını söylerken yarım kesmek zorunda kaldım çünkü duygulanıyordum ve ağlamak isteği doğuyordu insanda… Ama tabii ki en sonunda umut var.

> Mesela Sezen Aksu'nun Beni Unutma'sını söylerken ne hissetiniz? Ne hissettiğimi söylemek istemiyorum, çünkü insanlar şarkının hikâyesini bilince o şarkıyı o hikâyeyle bağdaştırıyorlar. Öyle durumlarda dinlemek istiyorlar. O yüzden ben şarkının hikâyesini anlatmama taraftarıyım.

> Kadın Şarkıları'nın çıkış hikâyesi nedir? 1996'da Rumelihisarı'nda Şebnem Ferah'ın "Deli Kızım Uyan" şarkısını söylemiştim. Bir gün evde CD'leri karıştırırken buldum o kaydı. Dinlemeye başladım, çok hoşuma gitti. Aaa, ne güzel söylemişim falan oldum. Normalde arkadaşların içinde gitar çalmayı sevmem, ama hadi bunu çalayım dedim. Arkadaşlar böyle "Allah! Allah!" diye karşıladılar. (Gülüyor) Sonra bangır bangır söyleyerek çaldım şarkıyı, insanlar gaza geldiler. Ondan sonra menajerim Ebru, 'Sen kadın şarkılarını ne güzel söylüyorsun, bir kadın albümü yapsana' dedi. Ben olur mu, olmaz mı, nasıl olur falan derken birden albümün içinde buldum kendimi. (Gülüyor) Aralık 20 gibi stüdyoya girdik. Alt yapılar çıktı. 14 Şubat'a yetişsin istiyordum ama olmadı. Şarkıları söylerken bazen kendimi söylediğim şarkılarla kötü hissettim. Bazen neden bu şarkıları söylüyorum diye tribe girdim. 'Yapamayacağım, söyleyemeyeceğim bu şarkıları', dedim. Sonra da 'En azından söylemiş olayım' diye düşündüm açıkçası. Yani albümü hazırlarken bayağı sancılı bir süreç geçirdim. Çünkü şarkı söylemek dediğin, herkesin kendine özgü duygularla yaptığı bir şey. Mesela içki içtiğin zaman içinden şarkı söylemek geçer ya, ben de öyle bir hisle hareket ettim. Ben bu şarkıyı böyle söylüyorum arkadaş dedim. Söyleyen kişiye katiyen saygısızlık etmek istemem. Ama bir de benden dinlesinler istiyorum.

> Cengiz Baltepe klavye, Volkan Öktem davul, Ant Şimşek gitar, siz bas çalıyorsunuz. Albümün alt yapısına baktığım zaman sanki dört kişi girmiş stüdyoya ve çalmış havası var. Şimdilerde ona "unplugged" diyorlar. Live da değil yani farklı bir şey yaptık. Yaptığımız şey sonuçta dört müzisyenin gerçek anlamda çaldığı, sequencer denilen aletlerin olmadığı bir albüm oldu bu. Biz buna hücum kayıt da diyoruz. Hücum kayıtta 4 kişi bir araya gelir, hiçbir şey bilmediği halde hadi ne çalıyoruz derler, birisi şu şarkıyı çalıyoruz der, bunlar da longurt diye çalmaya başlarlar. (Gülüyor) Tabii ki longurt diye olmadı. Ben baştan demiştim, bazı akortlar böyle olsun, tempoları şu şekilde olsun falan diye. Aslına bakarsanız çok fazla bir şey de söylemedim. Mesela bir parçada çaçamsı bir şey çalması gerekiyor Volkan'ın, ama nasıl bir çaça çalacağını bilmiyor Volkan. Aynı şekilde Cengiz ve Ant için de geçerli. Bir de çalarken çok fazla artistlik yapmamalarını rica ettim. (Gülüyor) İki kişide başarılı olduk ama Volkanı tutamadık.

> Bazı şarkılarda Hüsnü Şenlendirici Atilla Özdemiroğlu gibi önemli müzisyenler de çalıyor. Orada durum, rica ederim belki gelir çalarlar şeklinde oldu. Sağ olsunlar geldiler ve çok güzel çaldılar. Mesela Hüsnü Şenlendirici klarnetiyle o kadar çeşitli çaldı ki, hangisini seçsek diye şaşırdım kaldım. Atilla Özdemiroğlu keman çaldı. Acayip keyifliydi yani.

> Albüm Sezen Aksu'dan Zuhal Olcay'a, Esmeray'dan Ajda Pekkan'a kadar birçok ünlü kadın şarkıcının en bilenen parçalarının cover halinden oluşuyor. Ve hepsi söyleyen kişilerle özdeşleşmiş şarkılar. Bu durum sizin açısından biraz bıçak sırtı bir hal değil mi? Şimdi yapılmış işi tekrar yapmak insanların gözünde ne kadar kötü bir şey olsa da benim gözümde daha zor. Çünkü o şarkılar yapılmış ve şarkıcılarla meşhur olmuşlar. Ama burada ben daha iyisini söylüyorum gibi bir tavır çıkıyor ortaya. Hâlbuki ben böyle bir şey iddia etmiyorum. Albümde yer verdiğim şarkıların neredeyse hepsini insanların meşhur oldukları şarkılardan seçmişim, öyle denk gelmiş. Sırf bu baskıdan dolayı uzun süre giremedim stüdyoya. Açıkçası bu albüm ya çok satacak, ya da hiç satmayacak. Bir şekilde ya satın alınır ya alınmaz bir albüm oldu. Hakkımda tuhaf yazılar çıkacak. Geçenlerde bir yazı okudum mesela. Levent'ten kendi şarkılarını beklerdik diyor bir köşe yazarı. Bana çok tuhaf geldi. Ama yapacak bir şey yok tabii.

> Şarkılarını söylediğiniz kişilerden dinleyenler oldu mu? Ajda dinledi kendi şarkısını. 'Ay ne güzel olmuş, ne harika olmuş' dedi. Sonra 'Altyapıyı alabilir miyim senden' dedi. Niye dedim. 'Orkestrama vereceğim böyle çalsınlar şarkıyı' dedi. Ajda'nın dışında başka dinleyen olmadı henüz.

> O zaman herkes için sürpriz olacak. Evet, öyle olacak biraz.

> Albümde yer alan parçalar genellikle kadın şarkıcılar tarafından erkeklere söylenmiş şarkılar. Müzikseverler şimdi bu şarkıları sizden dinleyecekler. Devir değişti ya hani. (Gülüyor) Eski mantıkla yaklaşınca kızlar naz yapardı, erkekler onların peşinden koşardı. Şimdi erkekler naz yapıyor, kızlar peşlerinden koşuyor. Enteresan bir oluşum var şimdi. Ben de bu değişikliği albümde vermek istedim insanlara.

> Söyleyen kişinin erkek veya kadın olmasından öte dinleyici de yarattığı etki daha mı önemli? Evet, benim için öyle. O şarkıyı dinlerken bir kadın veya bir erkeğin söylemesi benim için önemli olmuyor. Önemli olan ben o şarkıyı dinlerken ne hissediyorum. Eğer o şarkıyı dinlerken kendimden bir şey buluyorsam, o şarkıyı içimde hissediyorsam benim şarkım oluyor artık o.

> Şarkıların birçoğu aşk şarkıları. Peki siz aşık olduğunuzda nasıl hissediyorsunuz kendinizi? Çok aptal hissediyorum kendimi. (Gülüyor) Eyvah kaptırdım kendimi durumu oluyor. Sonra hayır kaptırmamalıyım durumu oluyor. Sonra birdenbire ben âşık oldum durumu oluyor. (Gülüyor)

>Yakın zamanda Volkan Öktem ve Ant Şimşek'le 'Sıfır KM' isimli bir grup kurdunuz. Uzun zaman sonra ilk defa canlı performansla bas çalmaya başladınız. Bu proje nasıl ortaya çıktı? Yine bir gün Ebru'yla konuşuyoruz (Gülüyor) Bas çalmam konusunda ona dert yandım. Eskiden bas çalardım ama artık kimse istemiyor gibi yakındım. İnsanlar bas çalmam için beni çağıracakları zaman Levent artık ünlü oldu, acaba bizimle çalar mı diye düşünüyorlardı. Ama bu onların kendi kendilerine uydurdukları bir şey. Bir yerde çıkıp çalsam, o da olamıyor. Çünkü sahneye çıkan bir insanın arkasında Levent Yüksel kimliği onun için de benim için de kötü bir durum olurdu. Ebru bu yakınmalarımı dinledikten sonra, 'Babylon'dan bir gün alayım' dedi ve bir ay sonrasına gün verdi. Ben de ne yapıyorsun sen, bir ayda nasıl olur bu iş dedim. O da 'İşte siz müzisyenler hep böylesiniz, bir done veriyoruz, onu yapmamak için elinizden geleni yapıyorsunuz' dedi. Ben de tamam o zaman kabul ediyorum dedim. Sonra Ant'a söyledim o direk atladı, 'Hey! Süper, hemen yapalım hadi,' falan. Ondan sonra Volkan'a söyledim. Söyleme şeklim aynen şu: "Volkan biz bir grup kurduk sen de davulcususun". (Gülüyor) Ne grubu nasıl yani falan oldu. Sonra provalar yapacağız, bilmem ne olacak ve Babylon'da çıkacağız dedim. 'Bir dakika', falan dedi ama iş işten geçmişti artık. (Gülüyor) Ama sonra ilk provayı yapınca rahatladı. Bildiğiniz gibi bir süre sonra da Babylon'da sahneye çıktık. Hem bizim açımızdan hem de gelenler açısından çok güzel bir konser oldu. Konserden sonra 5 gün ağzım kulaklarımda gezdim.