> Vahşi Yaşam Fotoğrafçısı Süha Derbent

Yedi büyük kedi mi, yedi tepeli şehir mi?

'Doğayla mücadele etmek yerine onunla barışık yaşamalı' diyerek objektifini nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan hayvanlara çeviren ve dünyanın en iyi vahşi yaşam fotoğrafçıları arasında yerini alan Süha Derbent'le vahşi doğayı, fotoğrafçılığı ve İstanbul'u konuştuk...

 

> Süha bey, profesyonel fotoğrafçılığa nasıl başladınız? Gençlik yıllarımda hobi olarak fotoğraf çekmeye başladım, 18-19 yaşlarına geldiğimde de artık para kazanmam gerektiğini düşündüm. Ne yapmam gerektiğine karar vermem uzun sürmedi; hem yapmaktan keyif alacağım hem de para kazanacağım iş olarak fotoğrafçı olmaya karar verdim.

> Nerelerde çalıştınız? İlk olarak Cumhuriyet gazetesinde iş buldum. 1985 yılında başladım ve 1992 yılına kadar da bu gazetede çalıştım, ardından üç yıl süreyle Atlas Dergisi için fotoğraflar çektim, iki yıl kadar da Marie Claire dergisinde çalıştıktan sonra Gezi Traveler National Geografik Dergisinde görsel yönetmen olarak çalışmaya devam ettim. İki yıllık bu dönemde de "başka kentler başka kültürler" konulu fotoğraflar çekerken zaman zaman da "vahşi yaşam fotoğrafları" çekmeye başladım, Gezi Traveler National Geografik dergisinden ayrıldıktan sonra da serbest fotoğrafçı olarak yaklaşık on yıldır sekiz tür kedi olan ve literatürde yedi tanesi büyük kedi olarak geçen hayvan davranışlarını fotoğraflıyorum. Dünyanın çeşitli ülkelerinde (Güney Afrika Cumhuriyeti, Zimbabwe, Kenya, Botsvana, Namibya) yaşayan bu yedi büyük kedi türünden dört tanesinin (aslan, kaplan, çita ve leopar) fotoğraflarını çektim ve 2001 yılında da bu çektiğim fotoğrafları ayrıntılı metinlerle birlikte bir kitap olarak yayınladım.

> Kitabınızdan bahsedersebilir miyiz.. "Yüz Yüze" adlı kitabım İş Bankası Kültür Yayınları'ndan yayınlandı, 2000 adet basılmıştı ve şu anda da tükendi. Kitapta, hayvanlara nasıl yaklaşıp da fotoğraf çektiğimi, temel hayvan davranışlarının neler olduğunu ve bu hayvanlarının neden soyunun tükendiğini anlattım. Elbette kitapta hayvanların çektiğim fotoğrafları da var.

 

> Fotoğraflara bakarken görsel bir şov izlediğimiz duygusuna kapılıyoruz. Dünyada yayınlanmış benzer kitaplara göre en iyisi gibi. Kolay oldu mu bu fotoğrafları çekmek? Hiç de kolay olmadı, yoğun bir emek ve zaman harcadım. Bu hayvanların fotoğraflarını çekmek için Güney Afrika Cumhuriyeti'nde iki yıl hayvan davranışlarıyla ilgili eğitim aldım. Hayvanlara 5-10 m. yaklaşarak fotoğraflarını çektim. Fotoğrafları çekerken hayvanları uzun süre izlemem ve sabırlı olmam gerektiğini biliyordum. Aslında fotoğrafları çekerken kuralları hayvanlar koyuyor. Ben de onların izin verdiği ölçüde fotoğraflarını çekiyorum. Yani onlar ne sunarsa onu kabul ediyorum. Bir hayvan davranışı fotoğrafı çekmek için defalarca seyahat ettiğim oldu. Aslında bu hayvanlar çok zekiler, herkese nasib olmayacak gördüğüm bir görüntüyü sizinle paylaşayım; Leopar bir ağacın üstünde impala sürüsünü izliyordu. Bir sure sonra aşağıya inip bir kemiği bütün vücuduna sürüp durdu ve ardından avına yaklaştı ve avladı. Kemiği incelediğimde bunun da bir impala kemiği olduğunu, leopar impalaları ürkütmemek için kendi kokusunu gizlesin ve bir impala gibi koksun diye kemiği tüm vücüdüna sürdüğünü anlamıştım. Bu arada çok yeni bir haber vereyim; Geçtiğimiz günlerde Boyut Yayınları'nın 'Türk Fotoğrafçıları Kütüphanesi Dizisi'nden 24. kitap olarak vahşi yaşam fotoğraflarımı içeren yeni bir kitabım yayınlandı.

> Vahşi yaşam fotoğrafçılığı pahalı bir iş mi? Aslında çok pahalı, bazı firmalar ne yazık ki bu işlere sponsor olmayı sokağa para atmak olarak düşünüyorlma hiç de öyle değil tabii ki. Başlangıçta sponsor sorunum vardı, ama şimdi bu konuda pek çok firmadan destek ve teklif alıyorum. Kullandığım fotoğraf makina ve lensleri de çok pahalı ama Canon'un Türkiye disbürütörü Erkayalar Fotoğrafçılık bana ekipman anlamında her türlü desteği veriyor. Canon firmasının çıkardığı en son ürünleri bana sağlıyorlar. Geçtiğimiz günlerde dijital fotoğrafta ilk defa "full frame" fotoğraf çeken 16.8 mega piksellik bir makinayı kullanıma sundular. Digital fotoğraf alanında bu tarz makinalarda en son teknolojik ürün de bu zaten.

> Web sayfalarınız da var, bunlardan da bahsedelim mi... İki adet web sayfam var, bunlardan birisi; www.suhaderbent.com. Bu sayfa ingilizce olarak hazırlandı ve yurt dışından sponsor bulmayı amaçlamak içindi. İçinde çeşitli alanlarda çekilmiş fotoğraflarım ve tanıtıcı yazılar da var. Diğer web sayfam ise, üç ortaklı bir fotoğraf paylaşım portalı olan ve yedi bine yaklaşan üye sayısıyla www.fotofanclub.com. Dünyada bu tarzda hazırlanmış en iyi yüz siteden birisi diyebilirim. Çok cüzi miktarda bir parayla üye olunuyor ve üye fotoğraflarını web sayfasında herkesin görünümüne sunuyor, bu fotoğraf diğer üyelerce puanlamaya tabi tutuluyor, başarılı olan ilk otuz fotoğraf ödüllendiriliyor, hatta bu fotoğrafların baskısı yapılarak Tepe Naitulus alışveriş merkezinde peryodik olarak bir fotoğraf sergisi açılıyor. Yine başarılı fotoğraflar bazı televizyon kanallarında ve haber portallarında da kullanılıyor. Amatörlere de açık olan bu sitede Türkiye'nin en iyi fotoğrafçılarından da fotoğraflarıyla ilgili eğitici yorumlar da alabiliyorlar. Fotoğrafı öğrenmek isteyen ve bilgilerini çoğaltmak isteyenler için ideal bir web sitesi diyebilirim.

> Bir vahşi yaşam fotoğrafçısı olarak İstanbul'da yaşamak nasıl bir şey? İstanbul aslında çok güzel bir şehir, ama burada yaşamak oldukça zor, vahşi yaşamdan daha vahşi diyebilirim. Galiba bu şehire tatil için gelmek en iyisi. Bu şehirde iki renk var; gri ve sarı, gökyüzü gri taksiler de sarı. Trafiği de bir sorun, kalabalıklığı ve insanların kaba davranışları da başka bir sorun. Vahşi yaşamda, aslanlar, kaplanlar ve çitalar arasında kendimi daha da güvende hissediyorum, biliyorum ki onların yaşam alanına girmediğim zaman beni tehdit olarak algılamıyacak ve bana zarar vermeyecekler. İstanbul'da insanlar böyle mi sence! > Son olarak, projelerinizden bahsedelim mı? Puma, kar leoparı ve jaguarların davranışlarının fotoğraflarını çekeceğim ve hazırlık yapıyorum. Bu fotoğrafları çektikten sonra ayrıntılı metinlerle kitaba dönüştüreceğim. Dünyada sadece yedi büyük kedi kitabı yayınlandı. Kitabım yayınlandığında dünyada bunu gerçekleştiren yirmi fotoğrafçıdan biri olacağım.