> Tanju Ergil:

İstanbul tekneden daha güzel

Eğitimini Amerika'nın Stanford Üniversitesi'nde yaptıktan sonra uzun yıllar çeşitli üniversitelerde felsefe ve yabancı dil profesörü olarak ders verip İstanbul'a dönen ve bir yelkenli teknede yaşamaya başlayan Tanju Ergil'le sıradışı yaşamını, pratik dil öğrenme yöntemlerini ve İstanbul'u konuştuk.

 

> Tanju bey, bizlere yüz metrekarelik evler dar gelirken siz 16 metrelik teknede yaşıyorsunuz, zor olmuyor mu? Zor olmuyor, çünkü teknede gereksinmelerim dışında hiçbir şey bulunmuyor, üstelik tekne de dar sayılmaz, iç kısmı ve güvertesi yine bir ev genişliğindedir. Görüyorsunuz, insanın ihtiyacı olacak her şey var, çamaşır makinasından tut da duşa ve televizyonuna kadar. Zaten denizi seviyorsan zorluklarına katlanacaksın, İbiza'da balıkçılar 'balık tutmak istiyorsan poponu ıslatacaksın' derler, eğer birşey istiyorsan zorluklarını da göze almalısın.

> Peki neden teknede yaşıyorsunuz? Siz neden evde yaşıyorsunuz? Ya da ben geçmişte neden evde yaşadım? Tabii ki zorunluluktan, ama şimdi evde yaşamak gibi bir zorunluluğum yok, zaten gezgin ruhluyum, istediğim zaman halatları çözüp istediğim yere demir atıp oradakilerin hayatına katılıyorum. Adalar'a gidiyorum, başka koylara gidiyorum, üstelik de evimi yanımda götürerek. Bu özgürlük başka hangi yaşam biçiminde var, söyler misin! Ben kalabalık içinde yalnız olmaktansa, yalnızlıkta kalabalık olmayı seviyorum. Şimdiki ilişkiler çok girift ve çok yıpratıcı, adeta bir anaforun içinde dönülüp duruluyor gibi. Oysa ben anı yaşamak, daha doğrusu anın hakkını vererek yaşamak istiyorum, bunu da ancak teknede yaşayarak gerçekleştirebiliyorum. Kendimi yalnız da hissetmiyorum, yani yalnızlığımda kalabalığım da, benim pekçok dostum var, bunlar tarihi kişilikler, kitaplarını okuduğumda onlarla konuşuyormuş gibi oluyorum ve yaşam deneyimlerinden yararlanıyorum. Üstelik konuşmak istemediğim zaman kitabı kapatmam yetiyor.

> Bu yaşam tarzı pahalı mı? Pahalı değil, sadece bir tekne almak yeterli, diğer masraflar eve yapılanlardan daha az diyebilirim. Yalnız, Türkiye'de marina hizmeti pahalı, teknenizi marinaya bağlamak istediğinizde teknenin boyuna-enine göre bir ücret alıyorlar. Akdeniz'e kıyı olan ülkelerde marina ücreti en yüksek olan biziz. Nedenini bilmiyorum, umarım fiyatlar kısa zamanda diğer ülkelerle aynı düzeye gelir. Benim teknem Kalamış Setur Marina'da bağlı, buradan çok memnunum, hemen her istediğimi yerine getiriyorlar, özellikle aracılığınız vasıtasıyla ön bürö görevlisi Melike Arman Hanım'a ve Tuncay Özses Bey'e teşekkür etmek isterim. Bir başka masraf ise elbette tekneyi sigorta da ettirmeli ancak sigorta sistemlerini pek anlayamadım, bir olay sonrası en geç yirmi dört saat içinde haber vermeliymişim, yani açık denizde bir sorun oldu, ben herşeyi bir kenara bırakıp sigorta şirketine haber vermeye çalışacağım, olacak şey değil. Tabii parasız da teknede yaşanır, ama becerileriniz olması gerekir, böyle birisiyle İtalya'da tanışmıştım, diğer teknelerin işlerini yaparak pekâlâ ihtiyacı olan parayı kazanarak teknede yaşıyabiliyordu.

>Teknenizin adı 'Kurbağacık' anlamına gelen Froggy, neden? Kurbağa, Uzak Doğu ananesinde yeni bir hayata başlamak, yenilik, hayatı değiştirme sembolüdür. Hep bana geçmişimi soruyorlar, oysa geçmişim beni bu hale getirmiş, bu halim de geleceğimi oluşturacak. Yaşam çok kıymetli ve bunu olabildiğince iyi değerlendirmeliyiz ve kendimizi yenilemeye çalışarak farklı güzellikleri de yaşamalıyız, bu yüzden de teknemin adını 'Kurbağacık' anlamına gelen 'Froggy' koydum. Profesörsünüz ama kartvizitinizde kaptan yazıyor, bunun bir nedeni var mı? Denizin ortasında eğer denizi ve denizciliği bilmiyorsanız profesör olmanız bir işe yaramaz, onun için kullanmıyorum, aslında ilişkilerde de ben böyleyim, sadeliği ve bilgimi kullanırım, ben ne söylüyorsam ya da nasıl yaşıyorsam oyum, bunu tanımlamaya gerek olmadığını düşünüyorum.

>Yabancı dil eğitimleri ve konferanslar da veriyorsunuz... Evet, bugüne kadar yaklaşık Amerika'da oniki bin, Türkiye'de de iki bin kişiye ders verdim, bunların içinde ünlü isimler de var. Yabancı dil öğrenmek bir performans öğrenmek gibidir, keman çalmayı konsere giderek öğrenemeyiz, kemanı ele alıp çalarak öğreniriz, lisan öğrenmek de böyle, lisanı ancak kullanarak öğrenebiliriz. Ben de şimdilerde aynı yöntemle Yunanca öğreniyorum. Konferanslara gelince; zaman zaman insan ilişkileri üzerine, algılama, gelişme ve sanat konularında söyleşiler yapıyorum, ücretsiz olan bu söyleşilere toplumun her kesiminden ve her yaşdan insanların katılması beni mutlu ediyor. Dil eğitimiyle ve konferanslarımla ilgili bir de web sitem var, www.tanjuergil.com. Bilgilerimi ve deneyimlerimi öğrenmek isteyenlerle bunları paylaşıyorum, ama bazı bürokratik engellerle karşılaştığım da oluyor.

>Bir kaptana İstanbul nasıl gözüküyor? Bir rehber kitapta yazıyor, 'İstanbul denizden çok güzel gözüküyor' diye, ben de İstanbul'u hep çok güzel görmek istediğimden teknemden mecbur olmadıkça çıkmıyorum (gülüşmeler..).

>Son olarak, yeni seyir planları var mı? Her denizcinin olduğu gibi benim de sürekli seyir planlarım olur, bu sene yazın Akdeniz turu yapacağım. Midilli ve Oniki Adalar'dan başlayıp Tunus'la devam edip İtalya'dan döneceğim, şimdilerde bu sefer için hazırlanıyorum. Arkadaşlarım bana soruyorlar; ne zaman nerelerde olacaksın, ne zaman burada olacaksın diye, cevabım ise; bu program tekneye, denizin durumuna ve kaptanın keyfine bağlıdır diyorum.