|
|
|
Hayat onbeş kilometrekarede geçmemeli...
Onbirinci kromozomundaki 'D4DR' adlı genin uzunluğu nedeniyle keşfetmeye olan olağanüstü merakını ve heyecanını kocaman yüreğini dünyayı dolaşarak dindiren Gülin Aköz, Zipİstanbul'a konuk oldu.
> Gülin, kendi deyiminle 'paşa paşa evinde otururken ve tüm sahip olduklarını bir kenara bırakarak dünya turuna çıktın', neden? Kendimi çok mutsuz hissediyordum, heyecanımı ve merakımı kaybetmeye başlamıştım, üstelik de bunun ilelebet süreceğini zannediyordum. İlköğrenimle başlayan, Robert Koleji'yle devam eden ve Boğaziçi Üniversitesi'yle biten yirmiki yıllık eğitim hayatıma ilaveten on senelik de Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeliğinin sonunda iyi bir noktada olmadığımı fark ettim ve düşünmeye başladım. Hayat onbeş kilometrekarede geçmemeli diyerek, karar verip dünya turu için araştırmalar yapmaya başladım. > Dünya turundan önce yurtdışı seyahatlerin oldu mu? Elbette, daha evvel de çeşitli ülkelere gitmiş ve çok mutlu olmuştum. Gezmeyi zaten çok seviyordum, hatta bir akşamüstü eve gelip 'Anne, ben bu akşam gideyim mi? diye sordum. Zavallı annem, Taksim'e filan diyeceğimi sanmıştı 'Nereye?' diye sorarken. Ve işte ben Tunus'tan döndükten iki gün sonra, üstelik hiç hesapta yokken, bir saat içinde hazırlanıp üç saat sonra uçağa binmiştim, filmlerde olur ya, ruhunuz bedeninizin dışına çıkıp bakar, ben de öyle seyretmiştim kendimi! Güney Afrika yollarında… Ve ruhumun ilacını bulmuştum, gitmek istiyordum, bir yerden başka bir yere, sadece gitmek.. > Sadece gitmek! Aslında buna çok basit bir cevap da verebilirim. Çünkü bu benim doğamda var! Robert Young Pelton'ın 'Dünyanın En Tehlikeli Yerleri' adlı kitabında anlatıyor: 'Nature Genetics' adlı dergide yayımlanan bir araştırmada, keşfetmeye meraklı ve heyacanlı kişilerin 11. kromozomda bulunan D4DR adlı genlerin uzun olduğu saptanmış, bu gen beyinde his ve zevk kontrolünü sağlayan dopaminin salgılamasına yardımcı olur' diyor. Demek ki gitmek tutkumdan ben değil de annem ve babam sorumlu ve işte belkide sadece bu yüzden gidiyorum!
> Kitabından bahsettin... Evet, dünya turumla ilgili bir de kitap yazdım, İnkılap yayınlarından çıktı, 'Avucumda Patikalar'. Öyküsel tadda yazmaya çalıştım, yaşamla ilgili düşüncelerimi, gezi anılarımı ve gezeceklere önerilerimi yazdım ve çok iyi okuyucu yorumları aldım ve bu da beni çok mutlu etti. Bir de web sayfam var (www.gulinakoz.com) ve orada da anılarım ve yazdığım öykülerim ve çektiğim fotoğraflar var. > Dünya turu anılarına gelirsek... Birkaç kitaplık gezi anılarım var, bir bölümünü 'Avucumda Patikalar'da anlattım, zaman bulunca da devamını yazacağım. Elbette çok ilginç ve uzun anılarım var(gülerek). Herhalde burada anlatmamı beklemiyorsun, ben anlatırım da dergideki sayfaların müsait mi, galiba en iyisi merak edenlerin kitabımı alıp okuması, ama kendi kullandığım ve içinde benden başka da üç arkadaşımın olduğu bir jip kazam var ki şimdilerde başıma gelen en iyi şeylerden biri olduğunu düşünüyorum. Arjantin'de Tierra del Fuego'daydık (Ateş Toprakları) ve en güney ucdaki Ushuaia'ya Moreno Buzulu'nu görmeye gidiyorduk ve kaza oldu. Jip üç takla attı ve biz bu kazayı küçük sıyrıklarla atlattık, bu kaza bana çok şey öğretti, onun dışında bende genelde kötü anılar kalmıyor. > Sahi, kadın ve Türk olmanın dünya turu sırasında hayatına nasıl etkisi oldu? Genelde olumlu etkileri oldu. Aslında kadın olmak dezavantaj değil avantaj. İnsanlar genelde yardım etme duygusuyla yaklaştılar, bu da sorunları çözmemi kolaylaştırdı, Afrika ve Güney Amerika ülkelerinde ise Türk olmanın çok yararını gördüm, vize almamda ve yolculuklarımda ciddi sorunlarla karşılaşmadım. Yurt dışındaki Türk konsoloslukları da çok sıcak karşıladılar ve çok yardımcı oldular. Sanırım gezilerimde çevreme pozitif enerji yayıyorum ve bunun geri dönüşününde olumlu olduğuna inanıyorum, dolayısıyla gezilerimde hep olumlu davranışlarla karşılaştım. Jorge Luis Borges'in söylediği gibi; 'Hep mutlu anlarım oldu'. > Peki, ya maliyet... Tabi ki seyahatlerde istediğiniz konfor seviyesine göre maliyet değişir ama çok zengin ülkeler hariç ayda yaklaşık altı yüz dolarla rahatlıkla böyle bir tur gerçekleşebilir, zengin ülkelerde (Avrupa ülkeleri ve Amerika gibi…) bin dolar gibi bir para harcamayı göze almalı. Bu verdiğim fiatlar elbette hostellerde konaklama ve mütevazi lokantalarda yemek yenerek yapılan seyahatler için geçerli. Ben yaklaşık ayda bin dolar harcayarak bu turu gerçekleştirdim. > İstanbul'a döndüğünde neler hissettin? Okyanustan çıkıp akvaryuma girmiş gibi hissettim. Gezerken, sen değişmiyorsun ama gördüklerin, yediklerin, içtiklerin, duydukların, kokladıkların, çevrendekiler, hemen herşey değişiyor, İstanbul'a döndüğümde ise hemen herşey başka bir hale dönüşüyor, seçenekleri sınırlı ve koşturmaca içindeki insanları izlemek kendimi bazen de kablumbağa gibi hissetmeme neden oluyor, ama kablumbağa hızında da olsa bir şeyler yapıyorum. > Ben de onu soracaktım, şimdilerde neler yapıyorsun?
> Ya gezmek dışında yapmak istediklerin. Fotoğrafları hazır olan ve yazacağım bir öyküyle süsleyeceğim 'Dünya Çocukları Fotoğraf Albümü' adlı bir kitap çıkaracağım, ayrıca 'Günlük Güneşlik' diye günlüklerimden oluşan derleme bazında bir kitap da yazacağım. Bilim teknik tadında gerçeklere dayanan hikayeler yazmak da var planlarım arasında, radyo kanallarının birinde daha evvel yaptığım gibi 'ülke müziklerinden oluşan program' yapmak istiyorum. |
|
|
|
mektup: zip@zipistanbul.com |