>Öteki İstanbul

Yok kardeşim İstanbul güzel değil

Mehmet Duru

"Kabadayı insanlara ekmek verir. Garibanı korur. Onlar da ona ağa diye hitap ederler. O kabadayıdır. Ama arkadaşlarını götürüp kötü yola teşvik edersen, adamlarına 'Git lan! Oradan parayı kopar getir!' dersen bu kabadayılık olmaz. Bunlar kabadayı değil, açtır! Çakaldır!"...

90 yılında arkasında onlarca vukuat bırakarak İstanbul'a geldi Zaza Bayram. Kumar, pavyon, kabadayılık âleminde insanlar onu bu isimle tanıdılar, tanıyorlar. Ama o evlenince alemi, kısa bir süre önce de kumar işini bıraktı. Artık Tarlabaşı'ndaki balıkçı dükkânında esnaflık yaparak hayatını sürdürüyor. Ve bir gün bu şehirden gitmeyi düşünüyor. Zaza Bayram'la hayatını, bugün İstanbul'da kumar işinin nasıl döndüğünü, kabadayılık raconlarını ve İstanbul'un öteki yüzünü konuştuk.

> İstanbul'a gelmen ve kumar alemine girmen nasıl oldu? 1956 yılında Elazığ Mağden'de doğdum. 13 kardeşiz. Ben en küçüğünden bir büyüğüm. Babam kumar işinde olduğu için ben de girdim. Hasım sahibi olduğum için 15 yaşında Elazığ'dan Bursa'ya gittim. Bursa'da kavga yaptık pavyondan çıkarken. Ben birisine bıçak vurdum. Sonra gittim üç ay yattım. Yatıp çıktıktan sonra Mersin'e gittim. Mersin'de de kumar yüzünden kavga yaptık. Ondan sonra ben birini daha vurdum. Sonra gene gittim cezaevinde yattım. Sonra birisinin ödemesi vardı, ödemeyi yapmadı. Onu da vurdum. Gittim gene yattım. Sonra çıktım baktım burası bana gelmiyor, İstanbul'a geldim. Daha önceden gelip gidiyordum ama temelli yerleşmem 90 yılında oldu. > Toplam kaç sene yattın? 6-7 sene kadar yattım aralıklarla.

> İstanbul'a geldikten sonra neler yaptın? İlk geldiğim zaman bir kumarhanede paycı oldum. Sonra Emniyet Amirliği'nin sokağında Şöhretler Kırathanesi'ni aldım, orayı işletmeye başladım. Sonra üç dört kahve daha açtım. Pavyon işlettim. O zaman her yerde kumar vardı. İyi kazanıyorduk.

> Aynı zamanda kabadayısın… Adamın maddi durumu iyidir, yanında elli altmış kişi çalışır. Onlara ekmek verir. Garibana sahip çıkar. O kabadayıdır. Ama arkadaşlarını götürüp kötü yola teşvik edersen, adamlarına 'Git lan! Ordan parayı kopar getir!' dersen bu kabadayılık olmaz. Bunlar kabadayı değil, açtır! Çakaldır!

> Şimdi kabadayılık nasıl? Şimdi kabadayı mı var yav! Adam kadın satıyor, oğlan satıyor kabadayıyım diyor. Üç kişiyle gidip mekânı basıyor kabadayıyım diyor. Bunlar kabadayı değil kabadayılığın yüz karasıdır! Kabadayı adam kumar yapar, yanında adam çalıştırır. Güçsüzün garibanın yanındadır kabadayı. Şimdi herkesin belinde bir silah var. Şurada Tarlabaşı'nda bir insan aileyle rahat gezemiyor. Avrupa Birliği yüzünden memurun da (polisin) yetkisini alıyorlar. Memurun yetkisi olsa, bu adamları yatırsalar kaldırsalar bu işler kalmaz.

> Bu alemi bırakman nasıl oldu? İkinci bir bayan aldım. Evlendim. Ondan yedi tane çocuğum oldu. İçkiyi bıraktım. Sonra üçüncü hanımı aldım. Kumar hariç her şeyi bıraktım. 5-6 ay önce de kumarı bıraktım. > Toplam kaç çocuğun var? 17 çocuk. 3 tanesi gayrı meşru. Üç hanımım vardı. Birinden ayrıldım. İkisiyle evliyim.

> Zor olmuyor mu bu kadar nüfus? Aslına bakarsan ben 11 defa evlendim. Ama çoğu kahrımı çekemedi, bıraktım. Bazısını dövdüm kaçtı. Sonunda gittim dayımın kızını, amcamın kızını aldım. Kendi insanlarım kahrımı çekti. Baktım onlar da bu yol iyi değil diyorlar bıraktım ondan sonra âlemi.

> Alemi bıraktıktan sonra neler yaptın? Balıkçı dükkanı açtım esnaf oldum. Ben eskiden polisten filan korkmazdım. Pisliğin tekiydim. Saldırırdım oraya buraya. Oranın camını kırardım, buranın mekânını basardım. Yemek yerdim hesap vermezdim. Kumar oynardım, para alırdım vermezdim. Ama bu iyi bir şey değil ki. İnsanlar benden kaçmaya başladı. Bazı arkadaşlarım vuruldu öldü. Geçen gün bir çevirmeye denk geldim. Bir memur arkadaşımız tanıdı beni. 'Bayram halen yaşıyor musun?' dedi. 'Ne yapalım yaşıyoruz abi' dedim bende. 'Aferim Zaza Bayram kendini bugünlere taşımasını bilmişsin. Eskilerden bir numunelik kalmışsın' dedi.

> Bugün bu kumar işleri nasıl gidiyor? Yasaklandı da ne oldu. Gene yapıyorlar kardeşim! Kahvelerde kumar devam ediyor. Çağırıyorlar üç beş arkadaşlarını. Zar yapıyorlar, barbut oynuyorlar. Ama öyle eskisi gibi ahım şahım bir kumar yok şimdi.

> Eskiden nasıldı? Eskiden günde 200-300 milyon kazanıyorduk. Bugün yapsak gene iyi kazanırız. Ama huzur muzur yoktur bu işlerde.

> Kumarhanelerde ne gibi hileler oluyor? Mesela barbutta masanın altına mıknatıs koyuyorlar. Zarın içinde de mıknatıs oluyor. Yavaş attığında kazanıyorsun. Ama hızlı atarsan kazanamıyorsun. Mesela sen kumarhane sahibisin ben yanında takılıyorum. Bana diyorsun ki 'Zarı yavaş at!'yavaş atıyorum, ben kazanıyorum. Ama zar sana geçtiğinde sen hızlı atıyorsun, kaybediyorsun. Parayı kaybediyorsun ya, heyecanlanıyorsun hızlı atıyorsun. (Gülüyor)

> Senin mekânında oldu mu? Ben hileyi sevmem. Hayatta ne mekânımda yapmışımdır, yaptırtmışımdır, ne de başka bir yerde yapmışımdır.

> Biri hile yaparsa ne yapıyordunuz? Hile yapanı yakalarsam ceza keserim. Onu karakola filan vermeyiz. O direk bizim sorunumuzdur. Cezasını biz veririz. Ve ondan sonra artık hiçbir mekâna giremez o. Ama bazı kumarhanelerde bilerek hilecileri çalıştırırlar. Mesela bugün Kaleiçi'nde bir kahve var. Kurnazların kahvesi. İstanbul'un her yerinden o kahveye telefon açarlar. Kumarhane sahibi arıyor 'Ben Beykoz'dayım bana iki tane oyuncu gönder' diyor. Gidiyorlar bunlar, ayrı ayrı giriyorlar mekâna. Bunların ikisi masaya oturuyor, sonra paralı iki adam geliyor, alıyorlar bunları koltuk altına, oynuyorlar. Bir süre sonra adamların elinde ne varsa hepsini topluyorlar.

> Kumar hastalık mı? Hem de ne biçim bir hastalıktır. Adam sabahtan akşama kadar sokakta tezgâh açıp kazak satıyor. Ondan sonra parayı getiriyor kumara. Kaybediyor sonra diyor ki abi versene 50 milyon. Ne yapacaksın veriyorsun 50 milyonu. Çıkıyor ocakçıdan da 10 milyon alıyor, sonra 10 milyonda kapıcıdan alıyor. 70 milyonla gelip tekrar kumar oynuyor.

> Bir adamı kumar, içki, kadın bozar derler? Sence böyle mi? Bozmaz mı bozar tabii! Adamın kumar borcu var, adam diyor ki 'Anam avradım olsun, bir hafta sonra ödeyeceğim.' Bir hafta, iki hafta geçiyor adam ödemiyor. Adamı gidip buluyorsun, 'Borcunu ver?' diyorsun. Adam valla çocuğum hasta, anam öldü ne yalan varsa söylüyor. Nerde kaldı lan senin kumar oynarken adamlığın o zaman?

> Kadın nasıl bozar? Senle bir bayan geziyor diyelim. O bayan daha önce bir arkadaşla çıkmış. Sen bayanla bir mekâna gidiyorsun o arkadaşta orda. O arkadaş geliyor bayana iş koyuyor. Tabii benim haberim yok. Sinyal yapıyor karıya. Karı diyor ki ben yanına gideyim. Ben de diyorum '…… karısı ne gidiyorsun yanına! Bizle geldin bizle dur!' sonra o arkadaş 'Ne var lan?' diyor. Sen de çeşitli şekilde cevap veriyorsun. Al sana bela işte! > İçki? Eskiden rakıyla votkayı birayı karıştırıp içerdim. Ama şimdi iki bira içsem bitiyorum. İçki içmeyi bilmiyorsan içmeyeceksin. Eğer içersen bozulursun elbet. > Şimdiye kadar bu âlemden kazandıkların ne kadardır? Trilyonluk olmuştum trilyonluk! Hepsini âlemlerde yedik. (gülüyor) Ama şimdi 20 milyon kazansam mutlu oluyorum. Çünkü helal paradır bu.

> İstanbul nasıl bir şehir senin için? Yavv, İstanbul gene aynı İstanbul. Sonradan gelen yamyamlar İstanbul'u bitirdi. Hanzolar geliyor buraya, üç dört ay senin yanında barınıyor, üç dört ay onun yanında barınıyor. Sonra ekmek verdiğin bu insanlar sana emanat (bıçak) çekiyor. Önce Memet Abi derken, sonra 'ulan Memo bizi göreceksin artık!' diyor. Şimdi gel! Buna ne yapacaksın! (Sinirleniyor)

> İstanbul'da suç oranı gün geçtikçe artıyor. Sence neden oluyor? Geçimsizlikten oluyor kardeşim. İstiklal Caddesi güzel. Ama İstiklal'den aşağıya emniyetten öte yarısı pislik. Çocuklarımdan birini bu yollarda görürsem harbi öldürürüm, asarım! Ben çocuklarımı, ailemi Beyoğlu'na sokmuyorum. Burası pisliktir. Beyoğlu ölmüş kardeşim! > Peki emniyet görmüyor mu bunları? Emniyet görse ne yapacak. Yetkisi mi var? Polisten yetkiyi almışlar. Polis gidiyor yakalıyor sonra salmak zorunda kalıyor. Memur vuramıyor ki adama. Bir şey yaptığı, bir şey dediği zaman diyor ki 'Avrupa Birliği'ne girmişiz. Bana vuramazsın.' Memur birisine vurduğu zaman mahkemeye çıkıyor. Niye vurdun diye? Aslında şimdi vatandaşın forsu emniyetten daha yüksek. > Peki ne olacak bu İstanbul'un hali? Bu böyle gider. Ama emniyete yetki verilirse, emniyet bunların üzerine düşerse hiçbir şey kalmaz. Ben bile artık buralardan gitmeyi düşünüyorum. Tiksinmişim buralardan. Kimi hala diyor güzeldir burası. Yok kardeşim güzel filan değil!