>Sinema

Steve Martin Müfettiş Clouseau oldu…

Ezgi Tinti / Mehmet Isik

YaSteve Martin, komedi yeteneğinin yanısıra entelektüel kişiliğiyle de dikkatleri çekmiş bir oyuncu. Pembe Panter'in yeniden çevrilmesi gündeme geldiğinde düşünülen isimlerin başında geliyordu. Birçokları bu yeniden çevrim fikrini komik bulsalar da ön gösterimlerde izleyiciler Steve Martin'in yeteneğini takdir etmeden geçemediler. Moviehole.net'ten Paul Fischer'ın Steve Martin'le görüştü...

> Bu kadar ünlü olmuş ve beğenilmiş bir karakteri tekrar canlandırmak hususunda çekinceleriniz var mıydı? Sadece bu film için değil; tüm filmler için çekinceleriniz olur. Bu arada ben bu filme yeniden çevrim deme taraftarı değilim; çünkü tamamıyla farklı bir senaryosu var. Tabii ki çekincelerim vardı ama sonuçta bu filmi yapma isteği bu çekincelere üstün geldi. Hatta kendi kendime "Bu oldukça komik" diye tekrar edip durdum senaryoyu okurken. Yine de henüz oynama kararı vermemişken yönetmen Shawn Levy ile karşılaştım ve bana "Pembe Panter hakkında bir bilgin var mı" diye sorduğunda; ona senaryoyu okumakta olduğumu söyleyip ardaın birkaç sahneyi anlattım. Komik bulunca ve da kendisinin filmi yönetmekle ilgilenip ilgilenmeyeceğini sordum. Evet dediğinde birlikte işe koyulmaya karar verdik. Güvendiğiniz bir müttefikle yola çıkınca herşey daha kolay oluyor.

> Peki karakteri tamamen ele geçirmek ve Peter Sellers'dan ayırmak zor oldu mu? Peter Sellers'ı taklit etmek tabii ki zor olacaktı. Bir şeyin farkına varmıştım; Peter Sellers karakteri o kadar iyi biliyordu ki günboyu doğaçlama oynayabilirdi. Bunu bir işaret olarak algıladım ve kendimi bunu yapabilecek bir hale getirmeye çaıştım. Karakteri tanımak açısından. Fiziksel açıdan bir sorun yoktu zaten. Önce aksan üzerinde ardından da görünüş ve kılık-kıyafet üzerine kafa patlattım. Neticesinde karaktere yakınlaştığımı hissettim ve artık onun gibi düşünebildiğimi fark ettim. Bu noktada kendimi çok rahat ve Peter Sellers'dan farklı hissettim. > Bunca zaman sonra salt komik bir film yapmak nasıl bir duyguydu peki? Çok hoş bir duyguydu. Bu filmi yapmayı istememin sebeplerinden biri de buydu zaten. Komediye geri dönmek isterken bu projeyle karşılaşınca çok sevindim. Karakter o kadar hazırdı ki bu beni mutlu etti. Bu tür komedilerde ve özellikle bizim yaptığımız Pembe Panter'de en çok hoşuma giden bir anda fiziksel komediden çok ince detaylara dayanan sözel, diyaloga dayanan bir komikliğe bürünebilmesi. Her an her yerde komik bir şeyler olabilir filmde. Zekice ya da aptalca fark etmez.

> İnsanlar genelde kolay hatırlanan bir şekilde anmayı severler filmleri. Pembe Panter'e "yeniden çevrim" demeyeceksek ne diyebiliriz? "Güncelleme" "yeniden hayal etme" … Aslında bu ilginç bir tesadüf. Aynı şey MGM ile çalışırken de gündeme gelmişti. Onlarda "yeniden hayal etme" demek istemişlerdi ve ben de "Bu ne demek peki?" dediğimi hatırlıyorum. Yani evet resmi olarak bir "yeniden çevrim" değil; çünkü senaryo tamamen farklı; hikaye tamamen farklı. Ne diyebileceğinizi ben bilmiyorum. Gerçekten… Hem kimin umrunda ki? Pembe Panter filmi işte.

> Clouseau ile ortak özellikleriniz var mı? Ortak özellikler mi? Şehvet olabilir mi, aslında bilmiyorum. Sadece o masumiyetine hayranım. Ben artık ne kadar masumum bilemiyorum; sık sık öyle olduğumu hissederim. Bir diğer yandan Clouseau'nun kendi dehasına olan sağlam inancı da beni çok etkilemişti. Tabii ki dahi değil ama pek içten bir şekilde bir şeyler yapabileceğine inanması oldukça ilgi çekici. İlk yıllarımda stand-up yaparken büründüğüm karakterle bu yanları ortak aslında Clouseau'nun.

> Filmde sizin olan kaç orijinal fikir var? Çok. Sayı tutmadım tabii ki. Yani birkaç fikir ortaya çıkar; sonra bu fikirler tutmaz. Yeniden çekersiniz bazı küçük sahneleri. Komedide ne olabileceğini kestimrek daha güçtür.

> Stand-up'tan bahsettiniz. Hiç özlediğiniz oluyor mu stand-up yapmayı? Hayır pek olmuyor. Zaman zaman 5-6 dakikalık kısa monologlardan haz alıyorum. Oscar'da takdim yapmak gibi küçük şeyler…

> Peki yeni Pembe Panter serisi için sihirli bir rakam var mı? Mesela üçleme olmasını ister misiniz? Neden olmasın? Gerekli değişiklik ve ilavelerle kariyerimde iki bölüm daha Pembe Panter filmi olmasını isterim aslında.

> Peki sizin oynadığınız Clouseau ile Peter Sellers'ın oynadığı arasındaki temel farklar neler? Tabii ki onun yaratmış olduğu karakteri görme fırsatı bulmuş olmamız çok önemliydi. Temel fark biraz daha duygusal bir Clouseau yaratılmış olması herhalde. Bizim Jean Reno ile aramızda daha sıcak bir ilişki var.

> Peter Sellers ile tanıştınız mı? 1980 yılında tanışmıştım. İkimizde Hawaii'de film tanıtımı için bulunduğumuz sırada karşılaşmıştık. Kendisine tapıyordum o sıralarda. Yeni yeni stand-up'dan oyunculuğa geçiyordum ve ağır eleştirilere maruz kalmıştım. O bana "Şu anda çok eleştiri aldığının farkındayım; ama ne yaptığını biliyorum. Bunları ben de yaşadım" dediğinde kendimi ne kadar iyi hissettiğimi anlatamam.

> Kato'yu senaryodan siz mi çıkardınız? Bana gelen senaryoda zaten Kato karakteri yoktu. Ayrıca bence bu filmde Kato'nun bulunması çok komik de olmayacaktı. Yeni filmde onun komik unsur olarak bulunması gerektiğini sanmıyorum.

> Yeni bir Pembe Panther yazmaya başladınız mı peki? Hayır. Film gösterime girene kadar bekleyeceğiz bu konuda karar vermek için.

> Peki hiç yönetmenlik yapmayı istediniz mi? Şimdiye kadar istemedim.

 

>Yeni filmler

Saklı (Cache) Yönetmen: Michael Haneke Oyuncular: Daniel Auteuil, Juliette Binoche, Maurice Benichou, Aniie Girardot Georges, edebi bir televizyon programı yapmaktadır. Günün birinde kimliği belirsiz birinden gelen bir paketin içeriğini gördüğünde dehşete düşer. Kendisinin ve ailesinin gizlice çekilmiş video görüntüleri ve anlam veremediği resimlerdir paketin içeriği. Görüntüler sokaktan çekilmiştir. Paketler gelmeye devam ettikçe görüntüler gittikçe daha kişisel olmaya başlar ve Georges, paketleri yollayanın kendisini tanıdığına inanmaya başlar. Polis ise doğrudan bir tehdit gelmediği için müdahil olmayı reddeder. 2005 Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye'ye aday olan ve En İyi Yönetmen ödülünü Haneke'ye kazandıran Saklı 03 Mart 2006'da gösterime girecek.

Fırtınalı Hayatlar (The Weather Man) Yönetmen: Gore Verbinski Oyuncular: Nicolas Cage, Hope Davis, Michael Caine, Gemmenne de la Pena David Spritz, Chicago'da yerel bir kanalda hava durumu sunuculuğu yaparken iş hayatı yolunda olsa da kişisel yaşamı için aynı şey söylenemez. Mükemmeliyetçi bir adam olan yazar babası, nevrotik eski eşi ve evden ayrılmış olan çocuklarıyla ilişkileri hiç de iyi gitmemektedir. Bir de bunun üstüne New York'da çalışması için oldukça iyi bir teklif yapılınca "Aile mi yoksa kariyer mi?" sorusunun cevabını vermek pek güç olacaktır. The Ring ve Pirates Of The Caribbean filmlerinin yönetmeni Gore Verbinski'nin yeni filmi Fırtınalı Hayatlar, 10 Mart 2006'da vizyonda.

Otel (Hostel) Yönetmen: Eli Roth Oyuncular: Jay Hernandez, Derek Richardson, Eythor Gudjonsson, Barbara Nedeljakova Amsterdam'da gönüllerine göre gezen üç genç bir gün kaldıkları pansiyondan atılırlar. Üçlü Doğu Avrupa'da rüya gibi bir pansiyon olduğu iddia edilen bir otele davet edilince çok düşünmeden bu daveti kabul ederler. Ne de olsa kendilerini, Amerika'lı erkeklere bayılan çok güzel kadınlar beklemektedir. Otel, neredeyse "uğruna ölmeye değer" bir vaattir. Bol ödüllü korku filmi Cabin Fever'ın yönetmeni Eli Roth'un son filmi Otel, 10 Mart 2006'da gösterime giriyor.

Oyun Yönetmen: Pelin Esmer Oyuncular: Behiye Yanık, Cennet Güneş, Fatma Fatih, Fatma Kahraman Ümmüye, Behiye, Ümmü, Fatma K., Cennet, Saniye, Fatma F., Zeynep ve Nesime Toros dağlarında bir köyde yaşayan, günlerini tarlada, inşaatta, evde ve bitmek tükenmek bilmeyen işlerde çalışarak geçiren dokuz köylü kadındır. Kadınlar yaşamın ezici yükünü hafifletmek için bu defa bambaşka bir nedenle bir araya gelirler. Amaçları kendi hayatlarından yola çıkarak bir tiyatro oyunu yazmak ve oynamaktır. Trieste uluslararası Film Festivali'nde En İyi Belgesel Film ödülünü kazanan Oyun, 10 Mart 2006'da vizyona giriyor.

V (V For Vendetta) Yönetmen: James McTeigue Oyuncular: Natalie Portman, Hugo Weaving, Stephen Rea, John Hurt V, 31 Mart 2006'da vizyona giriyor. Matrix ekibi iş başında! Yapımcı Joel Silver, Wachowski kardeşlerin senaryosunu yazdığı bu çizgi roman uyarlamasını James McTeigue'in ellerine teslim etmiş. Karanlık bir gelecekte Almanya bir Dünya Savaşı'ndan galip çıkmıştır. İngiltere ise faşist totaliter bir devlete dönüşmüştür. Bu kaosta hükümete başkaldıran maskeli bir gerilla vardır: V! V, Evey'nin hayatını kurtarır ve Evey de V'nin mücadelesine ortak olur.

Syriana Yönetmen: Stephen Gaghan Oyuncular: George Clooney, Matt Damon, Jeffrey Wright, Chris Cooper "Traffic"le En İyi Senaryo Oscarını kazanan senarist-yönetmen Stephen Gaghan bu sefer kamerasını uyuşturucu endüstrisinden petrol endüstrisine çeviriyor. Bir kez daha iç içe geçen öykülerden faydalanarak küresel petrol endüstrisindeki yozlaşmayı konu alan bir politik gerilime imza atıyor. "Syriana", Washington'da yapılan gizli anlaşmalardan, Basra Körfezi'ndeki petrol işçilerine, herkesin zenginlik ve güç peşindeki koşturmacasının öyküsü. En İyi Orijinal Senaryo dalında Oscar adayı olan Syriana 17 Mart 2006'da vizyona giriyor.

Mürekkep Balığı ve Balina (The Squid and The Whale) Yönetmen: Noah Baumbach Oyuncular: Laura Linney, Jeff Daniels, Jesse Eisenberg, William Baldwin 1980'lerde Brooklyn'de yaşayan ekzantrik bir ailenin tek evladı Bernard büyük bir romancı olmayı hayal ettiği yaşamında bir edebiyat öğretmeni olmakla yetinmiştir. Bu arada kendisi dişe dokunur bir şey yazamazken eşi Joan kendi yazın yeteneğini keşfedince ortay çıkan kıskançlık evliliklerini boşanmaya götürecek denli büyük sorunlara yol açar. Bu arada çocukları Jesse ve Frank de bu yeni durumla başa çıkmanın yollarını aramaktadırlar. Noah Baumbach'ın En İyi Orijinal Senaryo dalında Oscar'a aday olup bol bol övgü toplayan filmi Mürekkep Balığı ve Balina, 03 Mart 2006'da vizyona çıkıyor.

Beyza'nın Kadınları Yönetmen: Mustafa Altıoklar Oyuncular: Tamer Karadağlı, Levent Üzümcü, Demet Evgar, Mine Çayıroğlu Beyza Türker'in, tuhaf bilinç kayıpları yaşamaya başlar. Kendisi hayatını altüst eden bu dertle boğuşurken İstanbul'un çeşitli semtlerinde bulunan kesilmiş bacaklar bulunur. Olmaları gereken yerden koparılmış bu uzuvlar şehri seri katil korkusuna gark eder. Cinayetleri araştıran komiser Okan yeni iş ortağı, Amerika'da eğitim görmüş seri cinayet uzmanı Doruk Türker ile tanışır. İkili seri katili ararken, Beyza da kaybolan anlarının peşine düşer. Beyza'nın Kadınları, 17 Mart 2006'da vizyonda.

Gurur Dünyası (Vanity Fair) Yönetmen: Mira Nair Oyuncular: Reese Witherspoon, Eileen Atkins, Jim Broadbent, Gabriel Byrne William Makepeace Thackeray'nin klâsik romanından uyarlanan film gelmiş geçmiş en güçlü kadın karakterlerden biri olan, güzel, tutkulu, esprili ve güçlü kadın Rebecca Becky Sharp'ın öyküsünü anlatıyor. Bir ressamla bir şarkıcının çocuğu olarak dünyay gelip genç yaşta yetim ve öksüz kalan Beckyk'nin sınıf atlamak için çabası ve yaşam mücadelesi ödüllü yönetmen Mira Nair ve yetenekli oyuncular tarafından beyazperdeye taşınmış. 2004 Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan'a aday olan Gurur Dünyası biraz gecikmeli olarak 17 Mart 2006'da vizyona giriyor.

Pembe Panter (The Pink Panther) Yönetmen: Shawn Levy Oyuncular: Steve Martin, Kevin Kline, Beyonce Knowles, Jean Reno Peter Sellers'ın hayat verip şöhrete kavuşturduğu Müfettiş Clouseau, uzun bir aradan sonra bu kez Steve Martin'in oyunculuğuna teslim edilmiş şekilde karşımıza çıkıyor. Ünlü futbol antrenörü, Yves Gluant, şarkıcı sevgilisi Xania ile bir galibiyet kutlaması esnasında nereden geldiği belli olmayan zehirli bir okla yere yığılırken, kargaşada paha biçilmez elmas yüzüğü "Pembe Panter" ortadan kaybolur. Müfettiş Clouseau ipuçlarının peşine düşer. Pembe Panter, 24 Mart 2006'da sinemalarda.

Capote Yönetmen: Bennett Miller Oyuncular: Philip Seymour Hoffman, Catherine Keener, Clifton Collins Jr., Chris Cooper 1959'da Halcomb, Kansas'ta dört kişilik bir aile hunharca katledilir. Yazar Truman Capote ve ortağı Harper Lee bu olayı araştırmak ve hakkında bir makale yazabilmek için Kansas'a doğru yola şıkarlar. Kasabaya vardıklarında Capote, ğeşine düştükleri olayın tahminlerinin de ötesinde olduğunun farkına varır. Olay hakkında In Cold Blood adında bir kitap yazmaya karar veren Capote, bunun için suçtan tutuklanmıuş bulunan mahkum Perry ile özel röportajlar yapar. Bu röportajlar esnasında mahkuma zaman zaman yardım edecek kadar yakınlaşmış olsa da kitabı için gerekli finali ancak bir idam hükmü verebilecektir. Philip Seymour Hoffman'a En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar adaylığı getiren Capote, 24 Mart 2006'da vizyona giriyor.

Korkuyorum Anne Yönetmen: Reha Erdem Oyuncular: Ali Düşenkalkar, Işıl Yücesoy, Köksal Engür, Şenay Gürler Film, Ali'nin geçirdiği bir kaza ile başlıyor. Ali, kazada hafızasını kaybediyor. Filmin bütün insanları kendilerini Ali'nin kafa karışıklığı ile gelen bir karmaşanın içinde buluyorlar: Bu karmaşa her günün karmaşası, bu karmaşanın bir başka adı, hayat. Bu karmaşayı, elden ele dolaşan, sahibini arayan değerli bir yüzük, uzak bir hırsızlık hikâyesi ve yalan bir polis soruşturması daha da renklendiriyor. Kaç Para Kaç filmiyle övgü toplayan Reha Erdem'in yönettiği Korkuyorum Anne, 23. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde FIPRESCI ödülüne layık görülmüştü. Film, 17 Mart 2006'da sinemalarda.