|
|
|
> İSTANBUL
GEZİLERİ Yaşadığımız kenti daha iyi tanımak, semtleri, sokakları ve binaları adım adım gezmek üzere İstanbul sokaklarında sürdürdüğümüz gezilerin beşinci durağı, İstanbul'un en eski semtlerinden biri olan Süleymaniye olacak. Camileri, medreseleri ve eski konaklarıyla ünlü eski bir İstanbul semtini gezmek üzere bir Pazar sabahı yollara düşüyoruz. Vefa, Süleymaniye semtlerinde yapacağımız gezinin ilk durağı Süleymaniye Camii oluyor. Uzun bir süre burada kalacağız. Süleymaniye Cami'ne gelene kadar eski konakların ve dokunsan yıkılacak evlerin arasından geçiyoruz. Bu yazımızda Süleymaniye Cami'ni anlatmaya çalışacağız. Süleymaniye ve Vefa'nın diğer tarihi yapıları ve sokakları ise bir sonraki yazıya... Kanuni Sultan Süleyman'ın Mimar Sinan'a yaptırdığı Süleymaniye Camii, büyük bir alana kurulmuş. Mimar Sinan'ın "kalfalık dönemi" eseri olduğunu söylediği Süleymaniye Camii, bir külliyenin en önemli parçası... Süleymaniye Külliyesi'nde caminin dışında, türbeler, kütüphane, hastane, aşevi, medrese ve kervansaray binaları bulunmakta. Süleymaniye Cami'nin ana kapısından içeri giriyoruz. Bahçede biraz dolaşalım... Haliç'e bakan cepheden, medresenin kubbeleri arasından, eşsiz bir İstanbul manzarasını seyre dalıyoruz. Medresenin kubbeleri, öylesine ustalıkla yerleştirilmiş ki, hiçbiri bir diğerinin önünü kesmiyor. Her kubbe öğrencilerin kaldığı bir odaya ait. Öğrenciler pencerelerin önünde durduklarında, manzaraları kesilmeden İstanbul'u seyrederlermiş... Mimar Sinan'ın bütün yapılarında insanı önceleyen böylesi önemli ayrıntılara rastlamak mümkün. Binaların cephelerine kuş evleri, çeşmelerin yalaklarına kedi ve köpeklerin su içebilmesi için özel yalaklar yapmış Sinan... Şimdilerde ise bu güzelim medrese ne yazık ki, bakımsızlık içinde çeşitli imalathanelere ev sahipliği yapıyor... Sarhoş İbrahim'in vitrayları Bahçedeki turumuzu tamamlayıp
camiden içeri girmenin zamanı geldi. Süleymaniye Camii 1550 ile 1557
yılları arasında inşa edilmiş. Cami inşaatı tamamlandığında Kanuni'nin
ve elbette Mimar Sinan'ın büyüklüğünü temsil eden bir yapı ortaya
çıkmış. Caminin büyüklüğünün yanı sıra içerideki atmosfer insanı bir
anda büyülüyor. Bu görkemli yapı, benzerlerinin aksine oldukça sade
bir üslupla inşa edilmiş. Cami içinde kullanılan Kütahya çinileri
ve "levhalar" hemen göze çarpmakta. Sabah ışıklarının yoğun bir biçimde
caminin içine yansıdığı pencerelerdeki vitraylar, cam ustası Sarhoş
İbrahim'in elinden çıkmış. Tam 183 penceresi var Süleymaniye Cami'nin...
Pencerelerinden süzülen gün ışığı ile bir renk cümbüşü yaşamakta caminin
içindekiler... Caminin içinde hemen göze çarpan bir başka şey ise
mermer sütunlar... Süleymaniye minareleri Süleymaniye Cami'nin
dört köşesinde dört minare yükselir. İki minarede üç, diğer iki minarede
ise ikişer şerefe bulunmaktadır. Kaynaklar, dört minarenin İstanbul'a
hükmeden dördüncü padişahı; on şerefenin ise, onuncu Osmanlı padişahını
simgelediği yazar. Evliya Çelebi'nin Seyahatnâme'de bu konuya ilişkin
yazdıklarını birlikte okuyalım: "Bu câmi'in dört tane minaresi vardır
ki, her biri birer Muhammed ezanı makamıdır. Kanunî Sultan Süleyman
Osmanlı sultanlarının onuncu padişahı olduğundan, buna âlamet olmak
üzere dört minarede on şerefe yapmışlardır." Camiden çıkarak , caminin
yanı başındaki türbeleri ziyaret etme zamanı geldi...
|
|
|
|
mektup: zip@zipistanbul.com |