|
|
|
Zaman'ın donduğu yer: Sahaflar
Kitap üniversite öğrencileri için olduğu kadar tüm insanlar için vazgeçilmez bir kaynak. Ancak Türkiye'de malum fiyatları nedeniyle bütçede bir çöküşe neden olabilir. Kütüphanelerin saat beşte kapandığı, kitapların çoğunun dışarı çıkarılmasının da yasak olduğu ülkemizde gerekli olan kitabın kişinin özel mülkiyetinde olması ise mecburidir. İşte bu noktada İstanbul'un çeşitli yerlerinde işini büyük bir titizlikle yapan sahaflar devreye girer...
Sahaflık ikinci el kitap alım satımından çok daha ötede bir meslektir aslında. Baskısı olmayan ve manevi değeri ölçülemeyecek kitaplar, takip ettiğiniz dergilerin tüm sayıları, müptelası olduğunuz çizgi romanlar, İngilizce kullanılmamışı çok para eden, ama ikinci eli çok ucuz kitaplar, eski kahverengi tonlarda fotoğraflar, aradığınız kasetler ve CD'ler vs. için bir cennettir buralar. Öyle dar zamanlarda alayım da çıkayım diyemezsiniz. Bol bol vakit ayırıp az miktarda nakitle bir hazineye sahip olabilmeniz mümkündür. Galatasaray Lisesi'nin karşı sokağından ve Beyoğlu Balık Pazarı'ndan girişi olan Aslıhan Pasajı iki katlı bir sahaf mekânıdır. Alt kattan yani Galatasaray Lisesi'nin karşı sokağından pasaja girdiğinizde sizi sağlı sollu kitapçılar karşılayacaktır. Bu kitapçılarda aradığınız her türlü yazılı malzemeyi ve film afişlerini bulabilirsiniz. Pasajda sahaflık işini yıllardır yapan ve önünden geçerken bile sizi büyüsü ile içeri çeken bir sahaf dükkânı vardır. Hemen sol kolda Destine Kitapçı No 18/35'te… Biz de bu ilgi çekici dükkândan içeriye hiç vakit kaybetmeden sahibi sahaf Sener Köksümer Bey'le sohbet için giriyoruz. Sener Köksümer 10 yıldır bu işi yapmaktaymış… Osmanlı'da yoksul kesim kitap okuyabilsin diye ikinci el ucuz kitap satanlara sahaf denirmiş. Mesleğin ortaya çıkışı da bu amaca dayanmaktaymış. "Kitap her zaman pahalı olmuş bu topraklarda" diyor Sener Bey. Günümüzde ise sahaflık bir parça şekil değiştirmiş. Sener Bey günümüzdeki durumu şöyle anlatıyor: "Sahaflar sadece ikinci el kitap değil, Efe mera dediğimiz belgeleri, mektupları, yazışmaları, evrakları, fermanları ve bunun gibi belgeleri ve objeleri de biriktirirler ve satarlar. O yüzden iki çeşit müşterisi oluyor sahafların. Bir kitap okumak amaçlı -hatta okul kitabı bile almaya gelenler oluyor-, iki nadir kitap ve Osmanlı eserleri satın alan sadece koleksiyon amaçlı müşteriler var.
Piyasada bulmanız imkânsız olan albümleri bu dükkânda bulabilirsiniz. Eski kasetler 1 milyona kadar düşmüş, CD'ler ise bulunma oranına göre fiyatlandırılıyor. Ortaokul yıllarımda dinlediğim ve neredeyse unuttuğum iki eski kaseti alıyorum. Üst kata çıkmadan karşısındaki kitapçıya bakarken Cogito'nun "Çalışmak Yorar" sayısını görüyor, onu da alıyorum. Ne zamandır arıyordum, bugüneymiş kısmet. Aslında burada daha çok oyalansam neler neler bulabilirim, ama elimi çabuk tutmalıyım. Yukarıda balık pazarının çıkışında en dipteki dükkânı da çok severim. Burada ki sahaf birincisi çok hoşsohbettir, ikincisi bir şeyi almak istediğinizi ama paranız olmadığını anlarsa inanılmaz indirimler yapabilen biridir. Dükkânda biraz oyalanıyorum. Arkaya doğru giderken plak satan bir dükkâna bakıyor, keşke pikabım olsa diye düşünüyorum. Pikap meraklıysanız burada inanılmaz bir arşiv sizi bekliyor. Derken işte bu kısa yazıyı yazabilmek için bile saatlerimi burada geçirdiğimi fark edip ufak ufak dışarı çıkıyorum. Hava kararmış, ben de acıkmışım… Hemen bir midye tava ile balık pazarında karnımı doyurarak gündelik hayata geri dönüyorum. Sahafları gezmek gündelik hayata ara vermek gibi çünkü. |
|
|
|
mektup: zip@zipistanbul.com |